
Her yıl Zilhicce ayının 9. günü, milyonlarca hacı Arafat ovası üzerinde durur. Durur, ağlarlar ve dua ederler.
Peygamber ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Hac, Arafat'tır.” (Ebu Davud, no. 1949)
Arafat'ta durmadan, hac geçersiz olur. Geriye kalan her şey ikincil niteliktedir.
Fakat neden burada? Bu toprakta başka her şeyden önce neler olmuştur?
Dünyanın Karşı Uçlarında İki Kişi
İslâm geleneğine göre, Adem ve Havva (kendilerine selam olsun) yeryüzüne gönderildikten sonra birbirlerinden uzak bir şekilde kendilerini buldular.
Adem, Ceylon adasına, bugünkü Sri Lanka'ya yerleştirildi. Havva ise Cidde yakınlarına yerleştirildi.
Ayrılıklarının ne kadar sürdüğü bilinmemektedir. Farklı rivayetler farklı zaman dilimlerinden bahseder ve hiçbir sahih hadis kesin bir sayı belirlemez. Ancak, geleneksel anlatılarda uzun bir ayrılık teması tutarlı bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Bu dönem boyunca Adem (kendisine selam olsun) Allah'tan tövbe etti. Allah Kur'an'da şöyle buyurmaktadır:
“Sonra Rabbi onu seçti, onun tövbesini kabul etti ve onu doğru yola iletti.” (Taha Suresi, 20:122)
Geleneksel anlatıya göre, tövbesi kabul edildikten sonra, hacı olmak için talimatlandırıldı.
Bu arada, Havva Cidde'den seyahat etti ve Adem dağlardan indi.
Bir ovada buluştular.
Neden Arafat Diye Adlandırılmıştır?
Arapça kök 'a-r-f, “bilmek”, “tanımak” veya “tanışmak” anlamına gelir.
İslâm geleneğine göre, Adem ve Havva'nın burada birbirlerini yeniden tanıdıkları yer (&em;ta'arafu&em;) burası olmuştur. Buradan dolayı, bu yer Arafat olarak bilinir hale gelmiştir.
Bazı geleneksel raporlar, Adem'in başlangıçta Havva'yı tanımadığından bahsederler, çünkü yeryüzünde geçirdikleri uzun zaman onları değiştirmişti. Cebrail (kendisine selam olsun) tarafından birbirlerine yeniden tanıştırıldıkları söylenir.
Dikkat edilmesi gereken nokta, bu hikâyenin Kur'an'dan veya sahih sened ile nakledilen hadislerden gelmediğidir. Aksine, peygamberler hakkındaki eserlerde bulunan tarihi raporlar ve anlatıları içeren bir koleksiyona aittir. Yüzyıllar boyunca İslâm geleneği içerisinde nakledilmiştir, ancak durumu geleneksel bir anlatı olarak kalmaktadır.
Birlikte Hata Yapan İki Kişinin Duası
Adem ve Havva'nın hikâyesi, mükemmel insanların hikâyesi değildir.
Hata yaptılar.
Ayrıldılar.
Tövbe ettiler.
Ve yeniden buluştular—bu sefer yeryüzünde, yaşamın farklı bir aşamasında.
Kur'an, onların duasını muhafaza eder:
“Ey Rabbimiz, kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımmazsan, zayi olanlardan olacağız.” (A'raf Suresi, 7:23)
Bu duayı birlikte yaptılar.
Ayrı ayrı değil.
Birlikte.
İslâm'da evlilik hakkındaki en gözardı edilen görüntülerden biri, iki kişinin yan yana Allah'a yönelmesidir.
Arafat Günü, dua için en önemli gündür.
Peygamber ﷺ şöyle buyurmuştur:
“En iyi dua, Arafat Günü'nde yapılan duadır.” (Tirmizi, no. 3585; Hasen)
Henüz eş bulmamış olanlar, sıklıkla bu günde Allah'tan bir eş istedikleri.
Hacı olmayan kişiler de evlerinden oruç tutarak dua edebilir. Gün aynıdır ve fırsat aynıdır.
Allah'tan eş istemek, ne zayıflık ne de sadece dünyevi bir istektir.
Adem bile Cennette bir yoldaş ihtiyacı duymuştur, oysa Cennet bize bilinen şekliyle ne yalnızlık ne de sıkıntı içermemektedir.
Allah, Havva'yı Adem tarafından istenmediğinden ötürü değil, fakat bu ilahi planın bir parçası olduğundan yaratmıştır.
Bir yaşam ortağı bulma arzusu, insan fıtratının bir parçasıdır.
Dua ettikten sonra harekete geçmek isteyenler için, ilk adım doğru şekilde atılmalıdır—doğru niyetler ile ve İslâmî sınırlar içinde.
Zawajy'de, iletişim başından itibaren üçüncü bir kişinin huzurunda gerçekleşir; bu da hasbihâl'den kaçınma ilkesine uygun olarak yapılır.
Dua, önce gelir.
Aksiyon, sonra gelir.
Onun yerine değil.
Arafat'tan Sonra, Birlikte Yollarına Devam Ettiler
Geleneksel anlatılara göre, yeniden buluştuktan sonra Adem ve Havva birlikte Mina'ya doğru seyahat ettiler.
Onların buluşması, yolculuğu sonlandırmadı.
Ortak bir yolculuğu başlattı.
Hac da aynı deseni takip eder.
Arafat, haccın merkezi konumundadır—sonunda değil.
Arafat'tan sonra Mina'da geçirilen günler, Veda Tavafı ve eve dönüş yolculuğu gelir.
Bu anlamda, nikah Arafat'a benzer.
Bitiş çizgisi değildir.
Bir yolun başlangıcıdır.
Her yıl, evli çiftler bu ovada birlikte durur.
Nikah ile bağlı bir koca ve karı, ellerini kaldırırlar ve Allah'tan aynı şeyleri isterler.
Belki de bu, başından beri amaçlanan görüntüdür.
Temel Sonuç
İslâm geleneğine göre, Arafat, Adem ve Havva'nın yeryüzünde uzun bir ayrılıktan sonra yeniden buluştukları yerdir.
Arafat Günü (9 Zilhicce), dua için en iyi zamandır; bu, hakkaniyetli bir eş için yapılan duaları da içerir.
İlk erkek ve kadının hikâyesi, bize evlilik yolculuğunun tövbe, içtenlik ve niyetle başladığını hatırlatır.
Allah'tan istemek, ilk adımdır.
Harekete geçmek, ikinci adımdır.